Yükleniyor…

Zevkler ve renkler tartışılır. Hem de çatır çatır!

Renkleri tartışabilmek için temel görsel algılama (visual perception) bilgisine ihtiyaç vardır. Görsel algılama, genel bir tanımla, göze ulaşan ışığın etkileriyle çevredeki obje ve bilgileri açıklayabilme yetisidir diyebiliriz. İlk bakışta fiziğin ilgilendiği bir alan gibi gelse de aslında psikolojinin ilgilendiği önemli bir alandır ve tüm tasarımcıların mutlaka bilgi edinmesi gerekir. Bunun yanı sıra ergonomi (ergonomics) ve insan davranışları (human behavior) dallarında da bilgi gereklidir.

Tasarımcı, renk kararı verirken bir ressam kadar özgür değildir. Örneğin bütün havaalanlarında uçakların ineceği pistin yanlarındaki ışıklar mavidir. Çünkü ışıkta mavi renk uzaktan en iyi seçilebilen renktir. Kırmızı rengin ise algılama mesafesi çok düşüktür. Yakın mesafelerde kullanacağınız mavi renk karanlıkta gözü alırken kırmızı renkte bu olmaz. Bu nedenle çoğu otomobilde kokpit ışıkları kırmızı seçilmiştir çünkü algı kokpitte değil yolda olmalıdır. Mavi renkli kokpit ışığı ilk bakışta etkileyici, modern ya da teknolojik gelebilir fakat kullanımda ciddi zorluklar yaratacaktır.

Renklerin algılarının başka boyutları da vardır. Trafik ışıklarının mantıken mavi olması gerekirken neden kırmızı olduğu bu boyutta saklıdır. Kırmızı renk kan rengidir, bu nedenle tehlikeyi anımsatır. Bu yüzden tehlikenin var olduğu bazı yerlerde mavi yerine kırmızı ışığın kullanıldığını görürüz. Siyah bir otomobil mafyayı çağrıştırırken beyaz bir otomobil doktoru ya da bir aile babasını çağrıştırabilir. Kırmızı renk tehlike, şehvet ve cüreti çağrıştırdığı için genelde Ferrari?ler kırmızı olur. Kahverengi ya da koyu yeşil renkler çoğu spor otomobil markasında seçenek olarak bile yoktur. Ofis ortamlarında kullanılan mobilyalarda gri ve sarı tonlar kullanılır çünkü gözü yormamaları gerekir. Renklerin kültür boyutu da vardır. Örneğin uzak doğuda çatılar kırmızı yapılır çünkü kötü ruhları kovduğuna inanılır.

İzlediğim bir TV programında bir izleyicinin yakınına sürpriz yapılıyordu. Onu tatile göndererek evinde dekorasyon yapılıyor, istediği ya da düşlediği şekilde değişiklikler sağlanıyordu. İşte bu programlardan birinde anneye sürpriz yaptılar, hem de ne sürpriz! Programın sunucusu çocuğa annesinin en çok hangi rengi sevdiğini sordu. Çocuk da bunun mor renk olduğunu söyledi. Odanın bütün duvarlarını mor renge boyadılar! Anne gelince şok olmuştu çünkü mor en çok sevdiği renk olabilirdi ama her gün mor renkli duvarlara bakmak onun içini karartacaktı. Sürekli vakit geçirilen mekanlarda kırmızı, mor ya da koyu tonlar kullanmak ruh halini ciddi anlamda olumsuz olarak etkilemekte ve depresyona neden olmaktadır. Bu, birçok bilimsel araştırma ile somutlaştırılmıştır.

Bir deodorant şişesini istediğiniz şekilde tasarlayamazsınız çünkü basınç nedeniyle patlama riski vardır. Bir dizüstü bilgisayarın tuşlarını yuvarlak yapıp aralarını boş bırakamazsınız çünkü aralarına her çeşit madde girerek bir süre sonra klavye kullanılmaz hale gelir. Tilki ile leylek masalını anımsayın. Tilkiye yapacağınız tabak ile leyleğe yapacağınız tabak farklı olmalı. Zevkinize göre şekillendiremezsiniz. Bence böyle daha güzel oldu gibi ?ben yaptım oldu? tarzı tümceler bir tasarımcının asla kullanmayacağı ifadeler olmalıdır.

İnsan algısı sol üstten sağ alta doğru geliştiğinden sayfa tasarımlarında kanun olarak kabul edilmelidir. Çok önemli bir bilgiyi sayfanın el altına koyamayız. Bir bankacılık sitesinin havale ekranını tasarlarken kaynak hesap ile hedef hesap doğru olarak ilişkilendirilmelidir. Para kaynak hesaptan hedef hesaba gideceğine göre kaynak hesap bilgileri hedef hesap bilgilerinden daha önce algılanmalıdır. Yani kaynak hesap bilgileri solda ya da üstte iken hedef hesap bilgileri sağda ya da altta olmalıdır. Bunun tersini yaparak ?lütfen önce hangi hesaba aktarım yapacağınızı seçiniz? gibi bir uyarı koysanız dahi hataları engelleyemez ve tasarımcının sorumluluğundan kaçamazsınız.

Bir Cevap Yazın